Kesmeşeker - İnce dallarda 20 yıl

_img_2628_2011121203613.jpg 244489_10150778358170285_10150778343705285_19826_1299_b.jpg Kesmeeker+tara0169bi01.jpg

Yeni albümü ve 20. yılı şerefine bir Kesmeşeker yazısı eklemenin vakti geldi artık. Belki de bu yazının bu kadar gecikmesi Kesmeşeker'in tam olarak nerede durduğunu belirlemeye harcanan kafa karışıklığından ve zamandan kaynaklanıyor olsa gerek. Aslında Türk müziği dendiğinde ve içine "rock" ibaresi eklendiğinde tarihte elle sayılır deneysel çalışmalar veya kısa süreli aykırı duruşlar dışında genelde gün yüzüne çıkan son derece genel tınılar var. Sitede yer verdiğimiz rock müzisyenlerinin hepsi de dönemlerinin rock'n roll, funk, kısmen blues, grunge, punk veya distile pop-rock tınılarını kendi içlerinde harmanlayarak belirli bir tarz yaratmaya çalışmışlar. Kesmeşeker'in farkı bu saydıklarımız aşağı yukarı hepsini barındırması. 20 yılda yayınladıkları 7 albümde hemen hemen herşeyi denemişler ama denemeler de sanki deneme gibi değil. İstanbul İstanbul Muddy Waters'ı kıskandıracak kadar iyi, Aşklar Bizi Terketti'yi Chuck Berry "keşke ben yorumlasaydım" demiştir, Sakin Sular'da ise Radiohead'in The Bends albümünün havasını koklayabilirsiniz. Kesmeşeker'in ayrı bir başarısı da tüm bu şarkılarındaki orkestrasyon uyumunun gerek stüdyo kayıtlarına, gerekse de canlı performanslara çok çok iyi yansıması. Kesmeşeker'in canlı performanslarını da takip etmiş bir insan olarak söyleyebilirim ki en zor şarkıları bile sahne önünde aynı stüdyo kaydı gibi çıkarıyorlar.
Peki 20 yıl sonunda Kesmeşeker nerede duruyor? Dipten ve Derinden'den bu yana aslında fazla bir şey değişmemiş, abiler yine bizim abiler. Severek çalıyorlar ve söylüyorlar. Şarkılarında yine şehir var, yine üniversite var, yine aşk var, yine politika var. Cenk Taner yine aynı adam, kent ozanı mı dersiniz, halk ozanı mı dersiniz bilinmez, ama sözler yine 10 numara. O denli hareketli şarkılara rağmen de vokali halen sakinliğini koruyor, henüz herhangi bir çığlık atmış değil. Diğer müzisyenler de sürekli değişiyor ama sanki hep bir köşeye çekilmiş bekliyorlar ve her an Kesmeşeker'e dahil olabilecek gibi hissediyorlar. Cenk Taner'i bu konuda da kutlamak lazım, kimseyle küslüğü dargınlığı olmadığı aşikar.
Son olarak Kesmeşeker literatüründe favorilerim ne derseniz: Albüm olarak Dipten ve Derinden ile İnsülin çekişir ama sanırım gerek kayıt kalitesiyle gerekse de olgunluğuyla İnsülin daha çok ön plana çıkıyor. Ayrıca sözleriyle de çok cesur ve aykırı duruşlar sergileyen bir albüm. 90'ların sonlarına doğru siyaseten ve bürokratik olarak çekilmez bir hale gelmiş toplumumuzda artık biz şeker hastası olduk ve bize insülin lazım der gibiler. Bu anlamda hem albümlerine şarkı isimleri koymayı terk ediyorlar hem de kendi grup isimlerine diyalektik bir gönderme yapıyorlar. Kadro olarak değişilmez gördüğüm isimler ise Can Alper ve Tansu Kızılırmak diyebilirim. Son albümde de var olmaları iyi olmuş, kendilerini fazlasıyla belli ediyorlar. Ama son albüme Eğ Başını Eğeceksen yorumu dışında nedense fazla ısınamadım. Akustiği fazla mı kaçmış acaba?
Kesmeşeker'den beklentiler malum: Giderek sıkıcılaşan, insanı boğan ve yalnızlaştıran şehir hayatımızda, Kadıköy'de, Beyoğlu'nda, Kızılay'da, Alsancak'ta, 2o yıl daha her daim yanımızda olması. Umarım arayı yine fazla açmazlar !

Yorumlar çok güzel...

Yorumlar çok güzel... Sadece bir konuda rahat değilim.. İnsülin'i çok seven birinin ''doğdum ben memlekette'yi de beğenmesi gerekir diye düşünüyorum. İki albümde de çalanlar neredeyse aynı, yani sound birbirine yakın.. Ben Kesmeşeker şarkılarının en az 3'er kez dinlendikten sonra kulağa alıştığına inananlardanım.. Ondan sonra da hastalık oluyor zaten. Tabi ki beğeniler farklıdır ama son albümden sadece eğ başını'yı beğenmek 7 yıllık emeğe ters düşer diye düşünüyorum.. Yani bari en az 3-5 şarkı adı daha yazman gerekirdi diye düşünüyorum ama bence zaten yakın bir zamanda benim dediğim gerçekleşecektir, bundan eminim.. :)

Sevgiler..

7 yıl sonra bu albüm ilaç

7 yıl sonra bu albüm ilaç gibi geldi; bence insülin'den de öte... Daha sert ve melodik... Biraz daha şans vermek gerekir diğer şarkılara da, özellikle İsmail ve Gittiğin Gün farklı bir yerde benim için, ilk birkaç dinleme sonunda...

Doğdum Ben Memlekette'ye

Doğdum Ben Memlekette'ye ısınılmama konusunu en başta görsem okumaya devam etmezdim.

Herkes son albümle ilgili

Herkes son albümle ilgili yorumuma odaklanmış bu konuyu biraz daha açayım istedim. Öncelikle "Doğdum Ben Memlekette"yi sevmedim demedim, ısınamadım dedim sadece. Zira "Kum" albümüne de ısınamamıştım, "Aşk ve Para" albümüne de. Ama sonuçta hepsi kaliteli ve başarılı albümler. Doğdum Ben Memlekette'yi defalarca dinledim hem kayıt anlamında hem mix anlamında belki şu ana kadarki en profesyonel Kesmeşeker albümü diyebilirim. Ama nedense bana çok "temiz" bir albüm gibi geldi. Yani Kesmeşeker söz konusu olduğunda sanırım beklentiler çok yüksek oluyor, şu dönemde duyulan ve dinlenen soundun çok dışında bir şey bekliyor insan. Neyse, son albümden "Eğ Başını Eğeceksen" dışında "Kim Sessizse o ağlasın" ve "Sıcak ve Kurak"ı da ekleyebilirim diyelim, emeğe haksızlık etmeyelim. Bu yorumlarım tamamen benim müzik zevkimle ve kafamdaki Kesmeşeker'le ilgili. Sizin yorumlarınız için de teşekkür ederim, biraz duygusal yaklaşımlar da olmuş ama olsun :)

Peki sizin düşünceniz nedir?

"İstege bağlı", isterseniz e-posta adresi belirtilebilir. (sadece moderasyona görünür.)
CAPTCHA
Spam iletilerden korunmak icin kullandigimiz matematik hesabini lütfen doldurunuz.
4 + 5 =
Yukaridaki basit denklemin sonucunu yaninda bulunan kutuya yaziniz.